Mucize yaratan doğal bakım formülleri


Kayısı çekirdeği tozu, siyah üzüm çekirdeği tozu, yulaf tanesi unu, pirinç unu, nişasta ve kil… Bütün bunlar bir araya geldiğinde güzel bir vücudun formülü ortaya çıkıyor!

Bu mevsimde cildinizi hem içten hem de dıştan destekleyip korumanız lazım. Çünkü soğuk havalarda her citte bozulmalar olur. Ebegümeci, biberiye, ısırganotu yağı, üzüm çekirdeği, adaçayı ve nane gibi doğanın nimetlerinin yer aldığı krem ve losyonlardan yardım alsanız daha iyi verim elde edersiniz. Kan dolaşımını hızlandıran adaçayı, hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlar. Üzüm çekirdeği ise yaşlılık lekelerinin giderilmesini ve aynı zamanda kan damarlarının genişlemesine neden olur.

Cilt dostu bu bitkiler ve ürünlerle cilt yenilenmesi sağlanıyor.Tende bazı doğal işlemlere neden olduğu için onarma meydana geliyor. Kozmetik tıbbı “regenerasyon” olarak söz ediyor bu işlemlerden. Bu tür uygulamalar, tabiattan kopmayan, doğanın dengesi ile uyumlu özellikteki işlemler, cilte doğal detoksu gerçekleştiriyor.

Herbalium’un çalışmalarıyla doğal arınma sağlayan birçok yöntem ortaya çıktı. Tende gençlik ve ışıldama gibi sonuçlar yaratan her türlü uygulama ve bitkisel form için doğanın çözümlerini paylaşarak insanları daha fazla bilinçlendirmek gerektiğine inanıyoruz.

Şunu da unutmayalım: Güzellik bütündür. Yüz ve vücut güzelliği birlikte ele alınmalı. Peki, güzel ve diri görünümlü bir beden için doğal uygulamalar ne gibi avantajlar sunuyor? Doğal yollar bu konuda sınırsız. Buradan hepsini paylaşacağım. Ancak öncelikle şifalı bitki banyolarını hayata geçirelim. Doğal bakımı ve doğal kozmetiği tercih eden kadınlar, pek çok bitkinin ekstreleri ve yağlarının getirdiği olumlu sonuçları anlatıyorlar.

Şahane vücut için meyve çekirdekleri

Vücut güzelliğinde sadece şifa banyolarının değil, peeling’in önemini de kavrayalım. Bazı meyvelerin ve tahılların çekirdeklerinin tozları ile yapılan peeling iyi sonuçlar getiriyor: Size tarifini vermek istiyorum. Kayısı çekirdeği tozu, siyah üzüm çekirdeği tozu, yulaf tanesi unu, pirinç unu, nişasta ve kil, işte bu doğal ürünlerle yapacağınız özel beden macunu yüzünüzü güldürecek. Bu tozların hepsinden yarım çay bardağı elde edin. Hepsini birbirine harmanlayın. Su ile hamur yapın ve elde ettiğiniz bu maske ile karın ve bacak bölümü de dahil on dakika bütün bedeninizi ovun. Sonra bedeninizdeki maddeler kaybolmadan banyoda 10 dakika bekleyin. Daha sonra duş alın. Üzerine bir bitkisel nemlendirici sürün. İyi bir tene kavuştuğunuzu göreceksiniz. Bunu ayda iki kez uygulayın.

Son zamanlarda hemen herkes güzellik için bitkisel formüller soruyor. Doğallığın, doğal yaşamın bu kadar yayılması elbette sevindirici. Hepimiz bunu amaçlamalı ve katkılı maddelerin yaşamımızdan uzaklaştırılması yönünde çaba harcamalayız. Buna yönelik ilgi insanların bilinçlenmesi ile de ilgili. Şifalı bitkiler çok eskilerden bu yana güzellik için bir araç olarak kullanıldı. Günümüzde birçok kadın bu yöntemlere “güzellik iksiri” olarak bakıyor. Kırışık bir yüz, dökülen bir saç, sivilceli cilt… Bütün bunlar için tabiat ananın formülü mutlaka var. Sadece o da değil; stresli iseniz, sık sık yoğun düşüyorsanız bunlara da çare doğada…

Bu arada artık bitkisel kremleri de günlük yaşamda pratiğe geçirin. Bunları bedeninize de uygulayabilirsiniz.

İşte bazı bitkisel kremler ve faydaları

Besleyici havuç kremi

Cilt besleyici ve yağ dengesini koruyucu olan havuç kremi, sağlıklı cilt gelişimini desteklemek için geliştirilmiş. İçinde yer alan havuç özleri sayesinde, ciltteki alerji riskini en aza indirdiği kanıtlanmış. Ciltte istenen doğal nemlendirmeyi sağlar, yumuşak kalması işlevini görür. Soğuk ve sıcağın yıpratıcı etkisinden korur. Besleyici özelliğinin yanı sıra kaşıntıları da giderir. Cildi yaşlılık etkilerine karşı korur.

Yıpranmış ciltler için onarıcı sarı kantaron

Sarı kantaron özlü kremlerin de çok faydaları var: Damar büzücü özelliğe sahip. Cilde kaliteli bir nemlendirme sağlar. Kan dolaşımını hızlandırır. Hücre yenileyici niteliği bulunan bu bitki, özellikle yara ve yanıklarda oldukça etkili.

Üst tabakayı onarıcı biberiye kremi

İçindeki biberiye özleri sayesinde sivilcelere karşı doğal çözümdür. Cildin gözeneklerinin açılmasını, canlanmasını ve yenilenmesini sağlar. Sivilceli cildin bozulmuş olan en üst tabakasının onarılmasına yardımcı olur.

Telefonla soru sorabilir veya bize mail yollayabilirsiniz. Telefonlarımız 24 saat açıktır.

Doğal bir yaşam sizinle olsun,

Doğal Ürün Uzmanı

Volkan Kurt

GÜZELLİK-BAKIM kategorisinde yayınlandı | Etiketler: ,

Göz Şişkinliği İçin 5 Öneri


Göz şişkinliklerinden 5 dakikada kurtulun!Düzenli uyuyun

Her gün 8 saatlik düzenli uyku, göz sağlığınız için yararlı olacak ve her akşam aynı saatlerde uyumak gözlerinizi dinlendirecektir. Gün arasında ise 5–10 dakikalık göz dinlendirmesiyle daha etkili gözlere kavuşabilirsiniz.

Göz kremlerinden yardım alın

Göz çevresi kuru bir yapıya sahiptir. Gözaltı şişliklerini önlemek için özel nemlendirici kremler kullanmalısınız. Bu kremler sayesinde, göz çevreniz parlak ve canlı bir görünüme kavuşacak.

Dengeli yaşam stiliniz olsun

Gözaltındaki şişlik ve morluklar, bir gece önce alınan alkol, aşırı kafein tüketimi, uykusuzluk, bilgisayar başında geçirilen uzun zaman, stres gibi sebeplerle ortaya çıkarken, kimimizde genetik sebeplerle ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden aynada sevimsiz görüntülerle karşılaşmak istemiyorsanız tedbirli davranmaya özen gösterin.

Doğal yöntemlere başvurun

Göz çevrenizi canlandırmak için salatalık dilimlerini 15 dakika gözünüzde bekletebilirsiniz. Ayrıca ayda 1–2 kez badem yağı içeren doğal kremlerden yararlanabilirsiniz.

Temiz olmasına özen gösterin

Her akşam yatmadan önce göz makyajınızı mutlaka temizlemelisiniz. Aksi takdirde, sabah uyandığınızda rimel ya da far kalıntılarından dolayı hoş olmayan şiş gözlerle karşılaşabilirsiniz.

Doğumdan Sonra Böyle Beslenin!


Doğum sonrası beslemenin 11 püf noktası..

Proteinler;beslenmenin yapı taşları

Hamileliğiniz boyunca aldığınız proteinler, yavrunuz henüz bir embriyo iken onu sağlıklı bir bebeğe dönüştürmek için gerekli olan hücrelerin meydana gelmesini sağlayacak oluşumda en büyük görevi üstlendi. Şimdi ise, yeterli ve dengeli bir beslenme uygulamak için proteinlere ihtiyacınız bulunmaktadır. Enerjinin %15’i proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller proteinler zengin olan besinlerdir. Ayrıca bu besinler B grubu vitaminleri, demir ve çinko açısından da zengindir.

Kalsiyum; gelecek için önemli

Bu dönemde kalsiyum ihtiyacınızı tam anlamıyla karşılamak en çok dikkat etmeniz gereken konulardan biridir. Günlük beslenme içerisinde 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmek yeterli olacaktır. Kilo kontrolü açısından az yağlı olanları tercih edebilirsiniz.

Doğal vitamin kaynakları sebze ve meyveler

Meyve ve sebzelerde hayati önem taşıyan vitaminler ve mineraller bulunur. Her öğünde mutlaka sebzeve meyve tüketmeye çalışınız. Pişirme şekli vitamin ve mineral içerikleri üzerinde etkilidir. Bu nedenle sebzeler önce yıkanıp sonra mümkün olduğu kadar büyük parçalar şeklinde çiğden olacak şekilde pişirilmelidir.

Demir açığınızı mutlaka telafi edin

Vücuttaki demir eksikliği hamilelik döneminde birçok kadının karşısına çözülmesi gereken bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Bunun için hamilelikte demir ihtiyacına yönelik beslenmenin yanı sıra doktorun önerdiği şekilde dışarıdan demir takviyesi yapılıyor. Çünkü hamileliğin ikinci yarısında bebeğiniz, demir depolarını oluştururken sizin demir depolarınızdan yararlanır. Bu nedenle, doğum sonrasında da devam eden demir eksikliğinizi gidermek için öğünlerinizi demir yönünden zenginleştirmek için kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı günlük beslenmeye eklenmelidir.Yiyeceklerle beraber alınan demirin vücutta kullanılmasını önemli ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğunca azaltmalısınız. Ayrıca demir emilimini arttırmak için C vitamini içeren besinler ile tüketilmesi daha iyi olacaktır. Salata, taze sıkılmış meyve suları gibi.

Folik asiti ihmal etmeyin

Emzirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor. Hamilelikte ve emzirme süresinde 400-800 mikrogram alınması gerekiyor. Bu miktarı besinlerle karşılamak zor olduğu için vitamin haplarıyla açığı kapatabilirsiniz. Ayrıca folik asit vücutta depolanamadığı için her gün almak gerekiyor.

Yağlarlardan uzak durun

Enerjinin %30’u bu gruptan sağlanmalıdır. Özellikle n-3, n-6 ve n-9 yağ asitleri örüntülerine dikkat edilmelidir. n-3 yağ asitleri deniz ürünleri özellikle yağlı balıklarda (somon, uskumru), soyayağı, kanola yağı, yumurta sarısı ve anne sütünde bulunmaktadır. n-6 yağ asiti; soyayağı, ayçiçek ve mısırözü yağında bulunmakta, n-9 yağ asiti ise fındık ve zeytinyağında bulunmaktadır.

İyotlu tuz dostunuz

Hamilelik dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem. Çünkü hamilelikte görülen iyot eksikliği düşük, ölü doğum ve bebek ölümlerinde artmaya neden olurken, bebeklerde zeka geriliğine, sağırlık ve cüceliğe neden oluyor. Emzirme döneminde iyotlu tuz kullanmak iyot ihtiyacını karşılamak için yeterli olacaktır. Tuzu kapalı ve ışık almayan yer saklayınız.

Bol bol sıvı tüketin

Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösteriniz.Bu miktar sıvının tamamını su ile tamamlayabilirsiniz veya hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine, az şekerli komposto suyu ve taze sıkılmış meyve sularını tercih ediniz.

Vitamin takviyesi gerekebilir

Emzirme dönemi içerisinde doktor tavsiyesi ile ek vitamin takviyesi alınabilir. Bu noktada sebze-meyvede bulunan doğal vitaminlerden daha fazla yararlanabilmek için ;meyve suları sıkıldıktan sonra yarım saat içinde tüketlimeli, salata yaparken mümkün olduğu kadar az bıçak ile işlem uygulanmasına dikkat edilebilir. Ayrıca salatanın limonu yemeden hemen önce sıkılmasına dikkat edilmelidir.

Enerji için karbonhidrat tüketiniz

Emzirme döneminde hamilelikte olduğu gibi günlük enerjinin %55-60’ını karbonhidratlardan sağlamanız gerekmektedir Burada dikkat edilecek nokta şeker gibi basit karbonhidrat yerine pilav, makarna, patates, ekmek gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Kilo kontrolü sağlamak açısından iyi olacaktır.

Far Uygulamanın Püf Noktaları


Göz farını en etkili şekilde uyguladığınızdan emin değil misiniz? Bazı güzellik uzmanları göz farı uygulamanın bir bilim ve diğer makyaj malzemelrinden daha önemli olduğunu ileri sürüyor.

Ünlülerin makyaj uzmanı Kim White, far uygularken yapılması ve yapılmaması gerekenleri anlattı. Birden fazla gölge varsa renklerin sorunsuz bir şekilde karıştığından emin olun. Gözünüze yumruk yemiş gibi dolaşmayın.

Dumanlı bakışlara sahip olmak istediğinizde seksi olmak ile morarmış gibi duran göz arasında imca bir çizgi vardır. Buna dikkat edin ve farı sadece bir defa, badem şeklinde uygulayın. Dikkatli uygulamak sizi yara bere içinde gibi göstermez.

İyi sonuç almak için farı iyice dağıtın. Farı nemli bir fırça ile uygulayın. Eye liner olarak uygulandığında far, ince bir fırça ile iki kat sürülmelidir.

Renkli farlar ile parlak farları karıştırarak daha ışıltılı görünebilirsiniz.

Geniş bir göz kapağınız varsa farınızı tüm göz kağaına uygulayın ve derin bakışlara sahip olun. Badem gözlerinm kirpik diplerine daha yoğun far uygulamak gözlerinizi daha çok ön plana çıkarır.

Aynı renklere ve far sürme tarzına takılıp kalmayın.

Standart kahverengi renklerin yanı sıra ametist, çivit ya da bakır tonlarını karıştırarak uygulayın.

Göz kapaklarınıza doğrudan uyguladığınız far uzun süre kalıcı olmayabilir. Bu nedenle doğal yağlardan seçeceğiniz bir göz farı astarı veya saydam, koruyucu pudra sürüp üzerine farınızı uygulayın.

Fırçanızı kullanmadan önce ve sonra hafifçe silkelemeyi unutmayın.

1 haftada yeni yılın en çarpıcı kadını olun!


Yeni yıla tazelenmiş, gençleşmiş bir vücut ve yüz ile girmeye ne dersiniz?

İster sevgilinizle baş başa, ister özel bir program ile yeni yıla girin; gecenin en çarpıcı kadını olmak özellikle koşuşturma içinde geçen yorgun vücutlar için hiç kolay değil. Sağlıklı yaşam ve anti-aging uzmanı Dr. İsmail Ağar, 3 günlük bir kür ile adım adım enerji depolamanın ve bedeni yenilemenin yollarını anlatıyor.

1. adım: Ozon terapi kürü “Enerjimizi geri verir, toksinleri ve bakterileri yok eder”

Soluduğumuz hava, yediklerimiz, içtiğimiz su ve bunların barındırdığı toksinler, kirletici maddeler, yiyeceklerdeki katkı maddeleri yavaşça vücudumuza girip, çeşitli yollardan emiliyorlar. Yiyeceklerimizde üç binden fazla kimyasal bulunuyor ve yetişkinler olarak her yıl 1.81 kg pestisiti (zirai ilaç atıklarını) tükettiğimiz gıdalarla birlikte alıyoruz. Yağ dokularında depolanan bu zararlı toksinler ve kimyasallar kendimizi halsiz ve yorgun hissetmemize, bir çok hastalığa ve de yaşlanmamıza neden oluyor.

İlk adımda enerjimizi geri kazanmak için toksinlerden hızla arınmamız gerekiyor. Bunun en etkili yolu ise, mucize molekül ozonun sihirli ellerine kendimizi bırakmak. Üç günlük ozon terapi kürü, vücudumuzda birikmiş toksin ve kimyasalları okside ve detoksifiye eder, kan dolaşımı yoluyla da sağlıklı yapıda ve sıkılıkta deri oluşumunu sağlar. Aynı zamanda halsizliğimizin nedeni olabilecek virüs ve bakterilerin yok edilmesine yardımcı olur.

2. adım: Lipotowave tedavisi ” İlk seansta farkedilir incelme”

Yıl boyunca belli bölgelere yerleşmiş fazlalıkların varlığından şikayetçiyseniz, yeni yılı istediğiniz kıyafetin içine girerek karşılamak için, vücudu bölgesel yağlardan kurtaran ve forma sokan lipotowave tedavisi uygulamalısınız.

Kadınlarda kilo artışına bağlı olarak, özellikle alt taraf kiloları olarak adlandırdığımız basen, bacak ve diz içlerinde bölgesel yağlanmalar ortaya çıkar. Göbek bölgesinde yoğunlaşan kilolar dikkat çekicidir. Bu durumlarda eğer çok fazla kilonuz yoksa, yani kilo fazlanız 5 ila 10 kilo arasındaysa lipotowave tedavisi şikayetçi olduğunuz bölgesel fazlalıklardan kurtulmak için etkili bir yöntemdir.

Lipoliz, yağ erimesi veya yağ azalması anlamına gelir. Lipoliz uygulamalarında son dönemde yağ hücreleri içinde önemli etkiye sahip “şok dalga” kombinasyonu ile geliştirilen lipotowave yöntemi, yağ hücrelerinin oldukça hızlı biçimde parçalanmasını sağlar.

3. adım: ARC “Işıl ışıl, dipdiri bir cilt”

2010’a damgasını vuracak yüz gençleştirme tedavisi “ARC”, plateletten (pıhtılaşmaya yardımcı olan kan elemanı, trombosit) zengin plazma kullanılarak hücre yenilenmesi sağlayan çok yeni bir cilt gençleştirme tedavisi. Tedavinin bir diğer özelliği ise, ciltte meydana gelmiş kalıcı yara, sivilce ve su çiçeği izlerini iyileştirmesi.

Cilt gençleştirme tedavisinde yeni bir trend olarak doğan ARC, yani otolog hücre yenilenmesi tedavisi oldukça etkili bir uygulama olarak hanımları yeni yıla dipdiri bir tenle sokmayı hedefliyor.

Yöntemin uygulama şekli, kişinin kanının özel bir kite yerleştirilip plateleri ayrıştırıldıktan sonra ortaya çıkan plateletten zengin plazmanın, cilde minik enjeksiyonlar aracılığıyla deri altına verilmesinden ibaret. ARC tedavisiyle kök hücre bölünmesi ve çoğalması gerçekleşmektedir.

Cildi sağlıklı ve genç bir görünüme kavuşturmanın yolu cildin elastik ve kolajen lif sayısını arttırarak doğal ve kalıcı bir şekilde gençleştirmekten geçer. ARC hücre uyarımı ile hücrenin kendini tamir aktivitesini arttırmaktadır. Ayrıca, hücrede canlılığın devamını sağlayan metabolik olayları kontrol ederek cildin nem oranını yükseltmektedir.

Eller yaşı ele verir

Yaşlılık belirtileri yüzde gözlendiği kadar en çok ellerde de kendini gösteriyor. Genelde neştersiz kırışıklık ve cilt tedavileri, dekolte ve el yüzeyinin gençleştirilmesinde sınırlı kalıyor.

Ciltte lifting etkisi yaratarak, sarkma ve kırışıklara karşı geliştirilen ARC tedavisi bu soruna da çözüm getiriyor.

Ah şu gözaltı torbaları!

ARC otolog hücre yenilenmesi tedavisi aynı zamanda vaktinin çoğunu bilgisayar başında geçiren, uyku ve beslenme düzeni bozuk, yoğun tempoda çalışan kadınların ortak şikayeti olan gözaltı morluk ve torbalarında da hızlı bir toparlama işlemi gerçekleştirmektedir.

ARC tedavisi ilk uygulamadan hemen sonra ciltte etkisini göstermekte, 4 seans sonunda ise kalıcı gençlik etkisi ortaya çıkmaktadır.

Dr. İsmail Ağar

KAŞ ŞEKİLLERİ


Çok seksi, çok ciddi, çok masum veya çok çocuksu. Yüzünüze ve bakışlarınıza en çok yakışan kaş şeklini bulmak için aynanın karşısına geçin. Elinize bir kalem alın.

kaş şekilleri gecegiyim

Burun deliklerinizden birinin yan tarafından kalemi yüzünüze dik gelecek şekilde tutun.kalemin ucunun geldiği yer kaşınızın ideal başlangıç noktasıdır. Daha sonra kalemi oynatmadan kaşınızın üzerinden çapraz şekilde şakağınıza kadar götürün. Burası ise kaşınızın ideal bitme noktasıdır.
Kaş kavisinizi ise bu sınırlar arasında kendiniz belirleyebilirsiniz. Eğer kaşlarınız kısa ise ve ideal kaş bitim noktasına kadar uzamıyorsa, uygun bir kaş kalemi ile kuyruğunu uzatabilirsiniz. Gözlerinizi daha büyük göstermek ve göz çukurunuzu gölgeleyebilmek için aşağıdaki gibi kaşlarınızın kıvrımını daha bariz bir şekilde belirginleştirmeli ve burnunuzun iki yanından kaşlarınızı alarak kaş aralarını açmalısınız.

kas-sekilleri

Kavisli ve yay biçiminde kaş kadını seksi, çekici ve alımlı gösterir.
Yüzünüze ve bakışlarınıza ciddi ve sert bir anlam kazandırmak istiyorsanız aşağıdaki üçgen kaş biçimini deneyin.
Ark biçimindeki kaş yüzünüze ve bakışlarınıza sürprizli ama aynı zamanda cilveli bir anlam katar.
Kaşlarınızın ucunu aşağıya doğru uzatırsanız yüzünüz ve bakışlarınız saf bir görünüm alır.
Kaşlarınızı yüzünüze uygun şekilde aldıktan sonra bir kaş fırçası ile yukarıya doğru fırçalayın. Daha sonra çok koyu olmayan bir kaş kalemi ile hatlarını belirginleştirin. Düzgün alınmış ve şekle sokulmuş kaşlar yüzünüzü aydınlatır ve sizi daha güzel gösterir.

Meyveleri Soymadan Yemek Daha Yararlı


Soyulmadan kabuğu ile yenilen meyvelerin diş sağlığına katkı sağladığı, bol miktarda C vitamini içerdiği için de beden sağlığı açısından faydalı olduğu belirtiliyor.

Özellikle kabuklu elma ve havuç gibi sert meyveler, diş temizliğini sağlayıp ağızdaki asit miktarını azalttığı gibi, dişlere masaj etkisi de yaparak diş minelerini rahatlatıp diş etlerini kuvvetlendiriyor.

Elma kabuğu başrolde
Vitamin deposu olan meyvelerden daha fazla yararlanmak için kabuğuyla yenmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, şu açıklamayı yapıyorlar:
“Elma kabuğu, dişleri temizleme ve ağızdaki asit miktarını azaltmada başrol oynayan bir meyvedir. Bu nedenle dişlerin sağlığı için elmanın soyulmadan kabuğu ile birlikte yenilmesinde fayda var.”

Ağızda biriken mikropların, besin parçalarından asit açığa çıkarması sonucunda diş ve dişeti hastalıkları ortaya çıktığını kaydeden uzmanlar, bu hastalıklardan en iyi korunma yönteminin düzenli fırçalama ile yapılan ağız temizliği olduğuna dikkat çekiyor.

Uzmanlar, içeceklerin içerisinde bulunan asidin diş minesindeki kalsiyumu çözdüğünü ve diş eti hastalıklarına sebep olduğunu söylüyor. İçecekteki asit miktarı ne kadar fazla olursa, diş minesi de o kadar fazla yumuşuyor ve hastalık riski de artıyor.