ZAYIFLATAN 5 YİYECEK


Yağ oranı düşük birçok moda diyetler zayıflatma vadededer. İki ya da üç hafta moda olan diyeti yaptıktan sonra hemen zayıflayacağınızı ya da böyle kalacağınızı düşünüyorsanız oldukça iyimsersiniz. Bu tür bir programda ilk iki haftayı takip eden diğer haftalarda da zayıflamaya devam edersiniz ancak size birşeyler olmaya başlar. Kendinizi tembel, uyuşuk hissedersiniz, diyetinizde olmayan yiyecekleri tüketme isteği duyarsınız ya da daha iyimser bir deyişle midenizin büzüldüğünü, umutsuzluğa kapıldığınızı ve diyet kurallarına hapsolduğunuzu düşünebilirsiniz.
Kilolu olduğunu düşünerek diyet yapmak oldukça zordur. Çoğu diyet yiyecekleri kilo vermeyi sağlayabilir ancak metabolizmanız normal besinlere de ihtiyaç duyar. İşte önerilen 5 yiyecek metabolizmanızın işleyişini bozmadan, vücudunuzun enerji kullanma yeteneğini artırarak sağlıklı kiloda olmanızı sağlar.

1. Bozanın da Hammaddesi Akdarı:

 Tüm tahıllar yararlıdır ancak akdarı olarak bilinen tahıl daha yararlıdır. Protein, lif, B complex vitamin içerir ve kolayca sindirilir.

2. Kuşkonmaz:

 Zayıflarken klorofil bakımından zengin kuşkonmaz gibi gıdalar tüketmeniz önerilir. Kuşkonmaz folikasit, A, C, K vitaminleri bakımından zengindir ve lif kaynağıdır. Ayrıca, inulin (insülin ile karıştırılmamalıdır) olarak bilinen büyük bağırsaktaki yararlı bakteri oluşumunu destekleyen bir karbonhidrat da içerir.

3. Nar:

Zayıflarken nar gibi taze meyve tüketimine de önem verilmesi gerekir. Nar, kanserden korur ve antioksidan özelliği ile oldukça yararlı bir meyvedir. Nar yemek ya da nar suyu içmek yararlı olabilir ancak çok fazla nar suyu tüketmemeye dikkat edin. Meyvelerin daha yararlı olması için sadece suyunu tüketmek yerine lif özelliğinden de yararlanmanız için yemeniz önerilir.

4. Çam fıstığı:

çam fıstığı çam ağaçlarında bulunan ve yenilebilen önemli bir kuruyemiştir. Genellikle dolmalarda kullanılan çam fıstığı mide, ince ve kalınbarsakları korurur. Çam fıstığı yağı da sindirime yardımcıdır. Çam fıstığı ve bu tür kuruyemişler zayıflarken iştahınızı dengeleyen ve metabolizmanızı canlandıran yiyeceklerdir.

5. Yeşil çay:

Kahveye ve kafein içeren diğer içeceklere harika bir alternatif. Çok az kafein ile yararlı antioksidan içerir.

Sağlıklı bir diyet tavuk göğsü, mercimek gibi tahıllar, meyve ve sebzeler gibi yağsız proteinlerde içerebilir. Moda diyetler kısa sürede büyük oranda zayıflatma vadetselerde, kısa bir süre sonra kilo alacağınızı da belirtmeleri gerekir.

İhtiyacınıza göre yukarıdaki besinlerden günlük öğünlerinizde azar azar tüketin. Şişmanlatan yiyeceklerden uzak durun, yavaş yavaş çiğneyin ve diyet planınıza bu yiyecekleri mutlaka dahil edin.

ZAYIFLAMA ve DİYET


Neler yediğinizi biliyor musunuz?
NELER YEDİĞİNİZİ BİLİYORMUSUNUZ???

Hazır yiyeceklerin düşünüldüğünden daha karmaşık olduğunu belirten uzmanlar, birçok hazır yiyeceği uzun süre taze tutmak için katkı maddeleri eklendiğini belirttiyorlar.

Howstuffworks’te yer alan haberde, 5 büyük fast food zincirinin menülerini inceleyen uzmanlar, en yaygın kullanılan 10 katkı maddesini açıkladılar;

1. Tavuk eti: Tavuk eti, sığır veya hindi etinden daha ön planda ilk sırada yer alıyor. Birçok fast-food zincirinde sığır etinden daha fazla tavuklu menü bulunuyor. Örneğin, bazı firmalar tavuk sandviçlere, nuggetlar, hediye tavuk çubukları, tavuklu atıştırmalıklar ve salatalar gibi tavukla yapılan menülere önem veriyor. Tüketime gelince sonuçlar değişiyor, çünkü buradaki et tüketimi daha fazla.

2. Xanthan Gum: Soslarda, süt ürünlerinde, kremada, içeceklerde, dondurmada ve pek çok üründe stabilizatör, emülgatör ve kıvam arttırıcı kullanılan katkı maddesi, birçok yiyecekte hoş ve tatlı bir his oluşturur. Bu katkı maddesinin bilinen herhangi bir yan etkisi bulunmuyor.

3. Mono ve digliseridler: Bu maddeler emulsifiye olarak biliniyor. Mono ve digliseridler çok geniş yelpazedeki ürünlerde kullanılıyor. Pastacılık ürünleri, yerfıstığı yağı, margarin, krem şanti, puding ve dondurma gibi ürünler bunlardan bazılarıdır.

4. Soya yağı: Soya fasülyeleri, soya yağı çıkarmak için eziliyor ve solventlerle karıştırılıyor. Bol yağda kızartmak için kullanılan soya yağı, ayrıca kraker, kurabiye, margarin, hamur işleri ve çorbalarda anahtar malzemedir. Bazı içeriklerde soya yağı olarak etiketlenirken, bazıları ise bitkisel yağ olarak tanımlar.

Soya yağı, çeşitli doymamış yağ asitleri içerir. Maalesef, doymamış yağlar uzun raf ömrüne sahip değildir. Hidrojenasyon ya da yüksek basınç altında soyayağının içine hidrojen gazı sıkıştırılarak istenmeyen bu özellik ortadan kaldırılıyor.

5. Niasin: Birçok gerekli vitamin, mineraller ile A, C ve K vitaminleri içeren brokoliyi fast-food menülerinde bulamazsınız. Taze sebze ve meyvelerin yerine işlenmiş gıdalar vardır. Buğday unu, fast-food yiyeceklerde kullanılan en yaygın işlenmiş gıdadır. Buğday unu, susamlı, susamsız, özel şekilli ekmek yapımında kullanılıyor. Ekmek ürünlerinde bulunan buğday unu, çeşitli vitaminler, mineraller, folik asit, demir ve riboflavin içeriyor. Fakat, en yaygın kullanılan katkı maddesi niasin ya da B3 vitaminidir. Niasin, suda çözünebilen ve vücuttan idrar yoluyla atılır. Günlük niasin alımı için ekmek yemek zorunda değilsiniz. Süt ürünleri, balık, yağsız et, yer fıstığı ve yumurta da bol miktarda niasin bulunuyor.

6. Monosodyum Glutamat: Namını Asya mutfağında kazanan monosodyum glutamat (MSG), birçok fast-food restoranı tarafından kullanılıyor. Monosodyum glutamat glutamik asidin bir tuzudur. Glutamik asit proteinleri oluşturan 20 amino asitten birisidir. Besinsel açıdan bakıldığında elzem olmayan bir amino asittir, yani vücudumuzda sentezlenebilir.

MSG’nin güvenirliliği yıllardır bir soru işaretidir. 1959 yılında, Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi, MSG’yi güvenilir madde olarak sınıflandırdı. Sonra, 1980’li yıllarda araştırmacılar, glutamat ailesindeki kimyasalların beyin dokularına hasar verip vermediğini merak etmeye başladılar. Bu konudaki çalışmalar, sinir sisteminin normal fonsiyonunda glutamatın rolünü ortaya çıkardı. Aç karnına fazla miktarda MSG yiyenlerde ve astımlı hastalarda kısa süreli yan etkiler görüldü.

7. Tuz: Sodyum klorür ya da tuz, fast-food menülerinde her zaman bulunuyor. İlk sırada olmamasına rağmen tatlı yiyeceklerde bile tuz var. Fast-food zincirleri, yemeklerini daha lezzetli yapmak için tuz kullanıyor. Biberle beraber mevsim hamburgerlerinde eşleşen tuz, ekmekte, et ürünlerinde ve peynirde kullanılan başlıca katkı maddesidir. Bazı firmaların menülerinde 1,15 gram tuz bulunuyor.

Birçok sağlık uzmanı çok fazla tuz yenmemesi gerektiği konusunda halkı uyarıyor. Çünkü fazla tuzlu yiyecekler yemekle yüksek kan basıncı arasında bir ilişki olduğu açıklanıyor. Yetişkinler için günlük 6 gram, 7-10 yaş arası çocuklar için günlük 5 gram ve 4-6 yaş arası çocuklar için ise 3 gram tuz tüketimi öneriliyor.

8. Karamel Renk: Renk katkı maddeleri, yiyeceğin öz rengini korumak, renk değereni artırmak ya da renk doğal olarak bulunmadığında ekleniyor. En yaygın renk katkı maddeleri: Yellow No. 5, Yellow No. 6 and Red No. 40. Bir kaynağa göre, jöle ve hamur işlerinde kullanılan Red No. 40, Amerika’da kullanılan en yaygın gıda boyasıdır. Yellow 5 ve 6 ise peynirlere, pudinglere ve turta malzemelerine ve alkolsüz içeceklere altın parlaklığını veren diğer boyalardır. Ancak, fast-food menülerini incelediğimizde karamel rengin daha yaygın kullanıldığı görülüyor. Ancak karamel rengin ürünün lezzetinde hiçbir etkisi bulunmuyor.

9. Yüksek fruktozlu mısır şurubu: 1957 yılında 2 bilimadamının geliştirdiği yüksek fruktozlu mısır şurubu, konserve yiyeceklerde, kek ve bunun gibi ürünlerde, ketçaplarda (bir yemek kaşığı ketçapta bir çay kaşığı bulunuyor) dondurmalarda, pastillerde, reçellerde ve birçok başka yiyecek maddesinde kullanılırken, diğer benzeri madde ise alkolsüz içeceklerde (kola, soda vb.) bulunuyor.

Üreticiler, 3 adet enzimin de genetiğiyle oynayarak yüksek sıcaklığa dayanıklı hale getiriyorlar. Böylece yediğimiz içtiğimiz herşeye (pastaneden aldığımız baklava ve kola da dahil) genetiğiyle oynanmış bu sözde şekeri bol bol katıyorlar, çünkü normal şekere göre çok ucuz.

Gıdalarda yoğun olarak kullanılmaya başlandığı 1980′ den itibaren Amerika’da obezlik neredeyse 4’e katlandı. Baskılara boyun eğmeyen pek çok bilim adamı bu yükselen obezliğin en büyük suçlusu olarak bu maddeyi gösteriyor.

10. Sitrik asit: Tuz yüzyıllardır etleri ve balıkları korumak için kullanılıyor. Gıda uzmanları ve üreticiler diğer kimyasalların da koruyucu olduklarını keşfettiler. Limon, greyfurt gibi birçok meyvede doğal olarak bulunan sitrik asit, bunlardan biri. Gıdaların ve çeşitli organik maddelerin dayanıklılığını arttırmak için ve bazı alkolsüz içeceklere tat vermek için kullanılan sitrik asitten, şekerleme ve ilaç yapımında da yararlanılıyor. Sonuç olarak, sitrik asit nüfusun yüzde 99,9’unda herhangi bir yan etkisi bulunmuyor.