KÜLOTLU ÇORABIN TARİHİ


1920li yıllar yaklaştıkça, kadın giyim modası farklı yönlere kaymaya başlamıştı. Özellikle etek ve elbise boylarının kısalması dikkat çekiciydi. Böylece bacaklarda kullanılacak aksesuarlar ve tabi ki üşümeye karşı önlem alma ihtiyacı oluştu.

1589 yılında ilk pamuk, yün ve ipek diken makina William Lee isimli bir İngiliz tarafından keşfedildi. 1930larda çoraplar, ayrı ayrı örülüp birbirine dikilirdi. Keşfedilen makina ile birleşik çoraplar örülmeye başlandı. Bu sıralar Du Pont markasının bünyesindeki Amerikan araştırmacılar her geçen gün çorap teknolojisini geliştiriyorlardı.

Polimerin ve ardından naylonun icadı ile çorap üretimi çok daha ilerledi. Nylon(naylon) ismini New York’un başharfleri ve London’ın ilk 3 harfinden alır. Naylon çoraplar 15 Mayıs 1940 günü ilk çıktığında günde 72 bin tane sattı. Birinci yılını doldurduğunda 64 milyon çorap satılmıştı.

Fakat 1942 yılında İkinci Dünya savaşı başladığında Amerika’daki naylon fabrikaları paraşütler veya diğer askeri malzemeler için naylon üretmek zorunda kaldı. Bu dönemde kadınlar çorap olmadığından bacaklarına çorap deseni çizmeye başlamışlardı.

1945 yılında tekrar çorap üretimi ve birçok noktada satışı başladı. 1950’li yıllarda ise külotlu çoraplar Türkiye’de piyasaya sunuldu. 1965 yılında daha da incelmiş, görünmez külotlu çoraplar üretilmişti. Mini eteklerin en moda olduğu dönemlerde kadınlar için çok büyük bir yenilikti. Geçmişten bugüne hala ince çorapları giyiyoruz ve yine mini etekler çok moda.

Zamanla içine spandex, elastan eklenmesiyle esnek, rahat çoraplar piyasaya sürüldü. Artık mini etekler içinde kadınların bacakları üşümüyor, üstüne üstlük şıkır şıkır parlıyor ve kış günlerinde bile teni bronzmuşçasına pürüzsüz görünüyordu. Fakat yine de bazı eksiklikler vardı. Çorap kendi başına şık bir aksesuar haline getirilmeliydi. Çeşitli desenler eklenmeli, renklendirilmeliydi.

Zamanla renklendirme, farklı dokuma yoğunluğu ile desenlendirme imkânı kazanıldıkça çoraplarımızda birbirinden farklı desenler çizgiler görmeye başladık. Şimdi ise çoraplarda neredeyse tüm sınırlar kalktı. Hatta değişik dokuma teknikleri ve üretim özellikleri ile kalçayı kaldıran, göbeği toparlayan ya da bacaklara form veren çoraplar giymek mümkün. Renk ve modellerdeki değişim de hem rengârenk modellerden hem rengârenk modeller seven bayanların, hem de ağır renklerde, şık dantelli çorap seven bayanların isteklerini karşılıyor. Hijyenik açıdan da oldukça kullanımı rahat çünkü artık birçok çorap alerji yapmıyor ve bakteri üretmiyor.

Moda ve ihtiyaçlar geliştikçe çoraplar da gelişti ve şimdi jarityerlisinden, soketine kadar her çeşitte çorap üretilmekte. Özellikle diz altı boyundaki pantolon çorapları külotlu çoraptan sonra en çok kullanılan model.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: